Doğru Beslenme Kuralları- 101

Günümüz kültürü ağzına kadar diyet nasihatıyla dolu. Bunların çok büyük bir kısmı da, mümkün olan en kısa zamanda, ışık hızında kilo vermekle ilgili. Bundan 1 yıl önce akai berry’si zayıflama mucizesi olarak pazarlanıyordu, bugün akai sahtekarlığı hakkında konuşuyor herkes. Olan, aradaki “ümitleri hop oturup hop kalkan tüketiciye” oluyor. Diyet endüstrisi cebini doldurduğu sürece bu böyle devam edecek gibi görünüyor. Ta ki “hedef pazar” yani bizler uyanana kadar. Bu nasıl olabilir? Vücudumuzda olan biteni gerçek anlamda tanıyıp anlayana kadar. İlk başta düşüncesi zor gibi geliyor ama, aşağıdakiler hakkında biraz kafa yorarsanız, bu işin göründüğü kadar zor olmadığının farkına varacaksınız.
  •  Vücudunuza olan bakış açınızı, dıştan içeri doğru değiştirin. Pek çok kişi, bilindışı bir şekilde vücutlarında ikamet eder. Organlarının, kaslarının, eklemlerinin farkına ancak ağrı ya da fonksiyon bozukluğu oluştuğunda varır. Bu ihmal ve görmemezlik nedeniyledir ki, elimize geçen ve pratik olan ne varsa yeme alışkanlığı geliştiririz. Bu alışkanlık uzun süre devam ettiğinde kalp hastalığı, şeker hastalığı ve pek çok kanser türü kapıyı çalmak için sıraya dizilir.
  • Peki ne yapmak gerekir? Arada sırada kendinizi dinleyin. Nefes alışınızı izleyin, kalp atışınızdaki ritim değişikliklerinin farkına varmaya çalışın. Yemekten önce ne kadar aç olduğunuzu, yemek yerken ve de yemekten sonra ne kadar tok olduğunuzu yakından takip edin. Açlık ve tokluk hormonlarına olan hassasiyetinizi geliştirebilmeniz için, “farkındalık egzersizleri” ya da “sistem kontrolü” yapın.  
  • Ağzınıza attığınız her şeyin vücut sistemleriniz tarafından son damlasına kadar kullanılacağının hesabını yapın. Yediğiniz besinlerin içinde ne olduğunu merak edin. Ambalaj paketlerinin “içindekiler kısmını” okumayı alışkanlık haline getirin. Vücudunuz çöp kutusu olmadığına göre, telaffuz bile edemeyeceğiniz kimyasal maddelerle yıkanmış yiyecekleri ağzınıza koymayın. Birkaç saniye sürecek damak tadı için, yıllar boyu çekilecek dertleri üstlenmenin hiçbir mantığı yok.
  • Beslenme stiliniz ve duygusal gel-gitleriniz arasındaki ilişkiye dikkat edin. Alışkanlık nedeniyle bazı besin maddelerini ne kadar çok tükettiğinizin farkına varın. Herhangi bir alışkanlığı değiştirmenin en kolay yolu, olan bitenin farkına varmak ve alışkanlık zincirinin çok küçük bir noktasından küçük bir değişiklik yapmaktır. Israrcı olduğunuz sürece değiştiremeyeceğiniz hiçbir şeyin olmadığının farkına varın. “Böyle gelmiş, böyle gider” düşüncesinin, sadece düşünce olduğunu hatırlatın kendinize.
  • Yediğiniz her öğünü, sağlığınızı düzeltmek adına attığınız bir adım olarak düşünün. Televizyon karşısında “kanepede yetişen patates” konumunda kaldığınız sürece, yiyeceği “duygusal konforu” sağlamak için tüketeceksiniz. Rejim yapmadan zayıf kalamayacağınızı düşündüğünüz sürece, yiyeceği “düşman” olarak göreceksiniz.
  • Sağlıklı beden, sağlıklı zihinde bulunur. Vücutta cereyan eden her hastalık, ilk önce zihinde oluşur. Bu yüzden her iyileşme sürecinin, mutlaka önce zihinde başlaması gerekir. Temelden sallanan bir binanın tadilatına en üst kattan başlanmayacağına göre; sağlıklı bedene ulaşmadan önce, zihninizin sizi hangi tür beslenmeye teşvik ettiğinin farkına varın.
  • Sayısız işlemlerden geçtikten sonra, ambalajlanmış olarak önünüze gelen yiyecekleri tüketmeyin. Bu tür yiyeceklerin besin değerinin çok düşük olmasının yanısıra, içerdikleri sayısız katkı maddesi nedeniyle sağlığınızın ciddi anlamda zarar göreceğini unutmayın. Özellikle “MSG” ve “suni tatlandırıcı” içeren besinler merkezi sinir sistemini ciddi anlamda tehdit ederler.
  • İştahınızı kontrol edemediğiniz zamanlarda, yanınızda ya da evinizde mutlaka “fındık, ceviz, badem” türü yemişler ya da kurutulmuş meyvalar” (kuru kayısı, kuru üzüm) bulundurun.
  • Hedefinizi “ideal kiloya ulaşmak” olarak belirlemek yerine “sağlıklı bedene ulaşmak” olarak değiştirin. Yanlış dizayn edilmiş bir rejim sonunda geri dönülemez şekilde sağlığını kaybeden insanlar zincirine katılmayın. Diyet endüstrisinin milyarlarca dolarlık cebini, sağlığınız pahasına doldurmayı reddedin.
  • Tek bir beslenme stilinin, herkes için doğru olmayacağını hatırlayın. Dışardan aynı gibi görünsek de, hepimiz farklı genetik mirasa, fizyolojik işleyişe, duygusal ve hormonsal yapıya sahibiz. Bu yüzden kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçının.

Leave a comment

Filed under obezite

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s