Antibiyotik Kullanımı ve Obezite

Antibiyotikler, şu anda dünyada en çok kullanılan ilaçlar arasında yer almakta. Pek çok durumda hayat kurtarıyor olmalarına karşın, her kulak-boğaz-burun enfeksiyonu için antibiyotik kullanmak gerekmiyor. Antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz olduğunu düşündüğümüzde, soğuk algınlığı ve nezle için antibiyotik kullanmak sağlığa sadece zarar verir. Nasıl mı?

Bağırsak sistemindeki yararlı bakteri popülasyonunu azaltarak.

Antibiyotikler, vücutta zararlı ya da yararlı demeden tüm bakterileri yok etmek üzere dizayn edilirler. Yararlı bakteriler insan sağlığı için son derece önemlidirler.

Sindirim sistemindeki yararlı bakterilerin azalması aşağıdaki sorunlara yol açar:

  • Kalp hastalığı
  • Şeker hastalığı
  • Obezite

Yararlı bakteriler insan sağlığı için o kadar önemlidir ki, bilim adamları bakteri popülasyonunu “organ” sınıflandırmasına sokuyorlar. Human Microbiome Project (HMP) adıyla bilinen “İnsan Mikrobiyomları Projesi”, insan vücudunun  her yerinde bulunan bakteri popülasyonunu haritalamakta ve bunların insan sağlığıyla olan ilişkisini araştırmakta. Şu anda süregelen 15’e yakın projede; bakterilerle obezite, Crohn’s hastalığı, sedef hastalığı ve cilt sorunları arasındaki ilişki araştırılıyor.

Antibiyotik kullanımı şişmanlığa yol açar mı?

Şu anda üretilen antibiyotiklerin % 70’i, hayvancılıkta kullanılıyor. Neden mi? Düşük dozlarda sürekli olarak yeme karıştırılan antibiyotikler, hayvanların daha kısa zamanda daha çok kilo almasına neden olduğu için…

Hayvanları şişmanlatmak için kullanılan antibiyotiklerin insanlarda da benzer etkilere yol açabileceğini düşünmek sürpriz olmaz. Buna neden olarak da, antibiyotiklerin bağırsak sistemindeki bakteri popülasyonunu azaltarak, midenin salgıladığı açlık hormonlarını etkilemesi gösteriliyor. Açlık hormonu mekanizması bozulduğunda neler olabileceğini tahmin etmek zor değil…

Fareler üzerinde yapılan bir deney de bunu gösteriyor. Deneyde farelere düşük dozlarda (kulak ve boğaz enfeksiyonunda çocuklara verilen dozajda) antibiyotik verildikten sonra, farelerin vücut yağ oranlarında belirgin bir artış olduğu gözlendi. Yapılan diğer araştırmalar da, obez insanların bağırsaklarında normal kiloda olan insanların bağırsaklarına oranla daha az miktarda bakteri bulunduğunu gösteriyor. Aşağıda bu araştırmalardan birkaçının sonucunu bulabilirsiniz:

  • Doğumdan önce ana rahmine “laktik asit bakterisi” enjekte edilmiş fareler, yetişkin hale geldiklerinde daha düşük vücut ağırlığına sahip oldular.
  • Bağırsaklarında daha yüksek oranda “bifidobateria” popülasyonuna sahip olan bebeklerin, ilerleyen yaşlarda normalden fazla kilolu olma risklerinin daha az olduğu görüldü. Buna neden olarak, anne sütünün bifidobakteri oluşumunu desteklemesi gösteriliyor.
  • Yapılan 2 araştırma sonucunda, obez kişilerin bağırsaklarında % 20 oranında daha fazla “Firmicutes bakteri popülasyonu” saptandı. Bu bakteri cinsinin, besin yoluyla alınan kompleks şekerleri yağa çevirmede etkin olduğu biliniyor.
  • 12 hafta boyunca fermente edilmiş süt içirilen obez kişilerin, karın bölgesinde % 5 oranında, deri altında da % 3 oranında inceldikleri görüldü.
  • Probiyotiklerle beslenmiş hamile kadınların, doğumdan sonra daha hızlı eski kilolarına ulaştıkları görüldü.

Bağırsak sistemindeki yararlı bakterileri, aşağıdaki besinleri bolca tüketerek arttırmak mümkün:

  • Yoğurt, ayran, kefir
  • Turşu (lahana, havuç, salatalık, patlıcan, şalgam)

Aynı zamanda, şeker ve fruktoz tüketimini de azaltmak önemlidir, çünkü bağırsak sistemindeki patajonik bakteriler ve mantarlar da şekerle beslenir.

Leave a comment

Filed under obezite

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s