Tereyağla Zayıflayın!

Şişmanlık sorununa yıllardır çözüm bulunmadı. Görünüşe bakılırsa üzerinde ne kadar çok konuşulursa, bazı insanlar gittikçe daha çabuk şöhreti yakalıyor. Dr. Mehmet Öz örneğini ele alalım. Başlarda başarılı kalp cerrahı arada sırada beslenme üzerine yararlı bilgiler veriyor gibiydi. Şimdilerde, Dr. Öz denince akla “mucizevi diyet uzmanı” geliyor. Belki zayıflama reçeteleri yazmak kalp tamir etmekten daha karlı bir iş!

Sorun kısa yoldan zayıflama reçeteleri vermek değil tabiki. Sorun, aniden zayıflattıktan sonra insanları öylece ortada bırakmak.

Vücudunuzu şoka uğratarak 1 haftada 3 kilo verebilirsiniz kuşkusuz, ama kimsenin bir türlü söylemeye cesaret edemediği 2 gerçek var:

1- 1 haftada verdiğiniz 3 kilonun çok büyük bir kısmı sudur. Vücut her 1 gram karbonhidrat molekülünü yerinde tutmak için 4 gram su kullanır. Bu demektir ki, verdiğiniz her gram karbonhidrat molekülü, aynı zamanda 4 gram suyu da vücudunuzdan atıyor. Bu arada vücudunuzdaki yağ depoları oldukları yerde duruyorlar, çünkü vücut kilo vermeye önce kaslarda ve karaciğerde depolanan karbonhidrat deposundan başlar. Ancak bu depolar tükendikten sonra yağ depoları aktive olmaya başlar.

2– 1 haftada 3 kilo vermek iyi de, hayatınızın geri kalan haftalarında ne yapacaksınız? Eğer yeme ve egzersiz alışkanlıklarınızı değiştirmezseniz, her verdiğiniz kilodan sonra daha fazlasını geri alırsınız. Çünkü vücut başına gelen şoktan (kıtlıktan) ders alır ve normal yeme alışkanlıklarına geri dönüldüğünde yağ depolarını arttırmaya öncelik vermeye başlar. Ekonominin ciddi anlamda depresyona girdiği zamanlarda siz ne yaparsınız? Elinizdeki parayı hemen harcarmısınız, yoksa, bir tarafa kötü zamanlar için koyarmısınız?

Yo-yo diyetler işe yaramazsa, peki ne yapmak gerekir? Bu konuda son zamanlarda ciddi araştırmalar yapıldı.

Düşük karbonhidrat, yüksek yağ oranlı diyetlerin kilo vermede daha etkili olduğu görüldü.

Uzun zamandır diyet endüstrisinin kafamıza kazıdığı “yağ oranı azaltılmış” reçetelerin pek aslı olmadığı, aslında asıl sorunun yüksek karbonhidratla özellikle “çok işlemden geçmiş basit karbonhidratlar” la beslenme stilinden kaynaklandığı anlaşıldı. Yüksek oranda karbonhidrat tüketiminin, dünyanın şu anda başedemediği obezite sorunuyla, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve pek çok kanser türüyle ilintili olduğu artık biliniyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kendi geleneksel beslenme şeklini terkederek, yüksek karbonhidrat ve şekerden oluşan “batılı” beslenme şekline dönen toplumlarda ciddi anlamda sağlık sorunları kendini göstermeye başlıyor.

John Hopkins Üniversitesi Tıp Okulu- Kalp ve Damar Sağlığı Enstitüsünde yapılan bir deneyde, düşük karbonhidrat oranlı diyetlerin düşük yağ oranlı diyetlere oranda kilo vermede çok daha az etkili olduğu görüldü.

Deneyde 46 kadın ve erkek 6 ay süren zayıflama programına dahil edildi. Deneklerin yarısı düşük karbonhidrat – yüksek yağ oranlı bir diyetle beslenirken, diğer yarısı da düşük yağ – yüksek karbonhidrat oranlı bir diyete tabi tutuldu.  Düşük karbonhidrat-yüksek yağ oranlı diyet %30 karbonhidrat ve %40 yağ oranı içerirken; düşük yağ-yüksek karbonhidrat oranlı diyet %30 yağ ve %55 karbonhidrat içerdi.

Düşük karbonhidrat- yüksek yağ grubu 45 günde ortalama 5 kilo verirken, düşük yağ-yüksek karbonhidrat grubu 5 kilo verebilmek için 70 gün beklemek zorunda kaldılar. Üstelik yüksek yağ grubunun kan damarlarında herhangi bir sorun meydana gelmedi.

Araştırma sonucunda bilim adamları, yüksek yağ-düşük karbonhidrat beslenme stilinin kalp ve damar sağlığına herhangi bir risk getirmemesinin yanısıra, bu tarz diyetle kilo vermenin daha kolay olduğunda hemfikir oldular. Yüksek karbonhidratlı beslenme şeklinin şu anda tüm dünyada görülen obezite sorununa yol açtığı, bunun nedeninin de sürekli yüksek seyreden kan şekeri nedeniyle, insülin hormonu salımının normalinin üstünde gerçekleştiği, bunun da vücudun gereğinden fazla yağ depolamasına neden olduğu gösterildi. Yüksek oranda salgılanan insülin hormonu normalin üstünde şişmanlığa neden olmasının yanısıra, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığının da ana kaynağı.

Bu demek oluyor ki, kilo vermek ve de ideal kilonuzda uzun süre kalmayı planlıyorsanız;

1- Karbonhidratlı besin tüketimini ciddi anlamda kısıtlamanız,

2- Sağlıklı yağ tüketimini arttırmanız gerekiyor.

Bu planı gerçekleştirmenin en kolay yolu, işlenmiş besinlerden uzak durarak (meyva suları, krakerler, bisküviler vs.), işlenmemiş doğal ürünlere yönelmek. İşlenmiş ürünlerin tümünde bulunan “yüksek fruktoz içeren mısır şurubu” özellikle tehlikelidir. Maliyeti çok ucuz olduğu için, markette satılan hemen herşeyin içine (özellikle diyet ürünlerine ve hatta bebek mamalarına) konulan fruktoz şurubunun, obezitenin ana kaynağı olarak gösterildiğini biliyor muydunuz?

İşlenmiş tahıllardan yapılan kahvaltılık gevreklerden, poşet içindeki beyaz tost ekmeklerinden de vazgeçmeniz gerekir çünkü bu ürünler vücutta ani insülin hormonu salgılanmasına yol açmakla beraber, uzun dönemde hücrelerinizin insülin hormonuna hassasiyetini kaybetmelerine neden olur. Vücut hücreleri bir kere insüline hassasiyetlerini yitirdikten sonra, aynı miktarda şekeri kandan temizlemek için pankreas daha fazla insülin salgılamaya başlar. Bir noktadan sonra pankreas pes eder. Bu da en açık şekliyle…şeker hastalığı demektir.

Karbonhidrat oranını azalttıktan sonra yapmanız gereken diğer şey, sağlıklı yağ tüketimini arttırmakdır. Bu da daha çok fındık, ceviz, badem, balık, zeytinyağı ve tereyağı demektir. Trans-yağ içeren margarinlerden kesinlikle uzak durmanızı şiddetle tavsiye ederim, çünkü sıvı yağların katılaştırılması sırasında margarinlerde oluşan trans-yağlar kap ve damar sağlığı için çok ciddi anlamda tehlike içerir. Kilo vermek gibi bir sorununuz olmasa bile, sağlığınız için yapacağınız en önemli şey margarin tüketimine son vermektir. Tereyağa devam!

Peki doymuş katı yağ olan tereyağ kalp sağlığı için tehdit değilmi? diye düşünebilirsiniz. Cevap….değil:)

Tereyağ gibi doğal olan katı yağlar, vücudun normal hücre ve hormonsal sağlığı için elzemdir. Vücut için uzun soluklu enerji sağlamaları nedeniyle, metabolizma için önemlidirler. Karbonhidratlı besinleri düşük kaliteli-az yol götüren benzin olarak düşünürseniz; yağları da yüksek kaliteli-çok yol götüren benzin olarak düşünmek doğru bir benzetme olur.

Sebzelerin pek çoğu karbonhidrat içermesine rağmen, sebze grubunu diyetinizden çıkarmamanız gerekir, çünkü vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve lifi bir yerden almanız gerekiyor.

Fruktoz Nasıl Obeziteye Yol Açar?

Fruktoz, diğer şekerlerden farklıdır çünkü:

  • Glokozdan (nişastalı yiyeceklerin parçalanması sonucu ortaya çıkan şeker) farklı bir şekilde vücutta metabolize edilir. Fruktozun büyük kısmı direk olarak yağa çevrilir.
  • Beynin normal “iştah kontrol merkezlerini” etkisiz hale getirerek, vücudun gereğinden fazla kilo almasına neden olur. Fruktoz insülin salgılanmasına etkin bir şekilde yol açmadığından, midenin salgıladığı “ghrelin” hormonu ve yağ hücrelerinin salgıladığı “leptin hormonu” olan “iştah kesici hormonların” salgılanmasına engel olur. Yiyip yiyip de bir türlü doymak bilmemenin bilimsel açıklaması bu işte.
  • Özellikle karın bölgesinde yağ depolanmasına neden olur. Bunun yanısıra, kötü kolesterolü yükseltirken, iyi kolesterolü düşürür, kandaki yağ oranını arttırır, kan basıncını yükseltir.
  • Zaman içinde insülin rezistansına neden olur. Bu da şeker hastalığı, kalp hastalığı ve bazı kanser türleri için bulunmaz fırsat demektir.

Bir anda, dünya kadar kötü haber!!! Çok kısa zamanda fruktoz içeren besinleri diyetten çıkarmakta fayda var. Uzmanlar günlük fruktoz tüketiminin 25 gramı aşmamasını tavsiye ediyorlar. Bu da günde 2 adet meyvaya denk geliyor. Yemekten sonra meyva sefasına soyunanlara kötü haber…

Eğer obezite sorunu, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ya da kalp hastalığınız var ise, fruktoz tüketimin günde 15 grama indirmekte fayda olabilir. Aşağıda, meyvalardaki fruktoz miktarını bulabilirsiniz. Bazı meyvaların oldukça yüksek oranda fruktoz şekeri içerdiğini, bazılarının da neredeyse zararsız olduğunu göreceksiniz.

1 adet Limon……0.6 gr                                           

1 adet Erik……….1.2 gr

1 adet Kayısı……..1.3 gr

1 adet Hurma……2.6 gr

1 adet küçük Kavunun 1/8’lik dilimi….2.8 gr

1 su bardağı (200 gr) Ahududu…………….3 gr

1 adet Mandalina………………………………..3.4 gr

1 adet Kiwi………..3.4 gr

1 su bardağı (200 gr) Karadut………….3.5 gr

10 adet Kiraz……3.8 gr

10 adet Vişne……4 gr

1 dilim Ananas….4 gr

1/2 Grayfrut……..4.3 gr

1 adet Portakal….6.1 gr

1 adet Nektarin…5.4 gr

1 adet Şeftali…….5.9 gr

1 adet Muz………..7.1 gr

1 adet Elma……….9.5 gr

1 adet Cennet Meyvası……………………….10.6 gr

1 adet ortalama Karpuzun 1/16’lık dilimi…11.3 gr

1 adet Armut…….11.8 gr

1 kahve fincanı Kuru Üzüm…………………12.3 gr

1 su bardağı (200 gr) Üzüm………………..12.4 gr

1/2 Mango……….16.2 gr

1 su bardağı (200 gr) Kuru Kayısı………..16.4 gr

1 su bardağı (200 gr) Kuru İncir……….23 gr

Yağlar hakkında bilmeniz gereken birkaç önemli nokta daha….

Diyetinizden şeker ve nişastalı besinleri çıkardıktan sonra, sebze ve yağları dahil etmeniz gerekir. Buradaki en önemli nokta, tükettiğiniz yağların kalitesidir. Trans-yağ içeren margarin ve bitki yağları aşağıdaki ciddi sağlık sorunlarına yol açarlar:

  • Kanser: Vücutta kanserle savaşan enzimleri etkisiz hale getirerek, kansere karşı doğal savunma sistemine zarar verirler.
  • Bağışıklık sistemi hastalıkları: Vücudun bağışıklık sistemini zayıflatırlar.
  • Şeker hastalığı: Hücre zarında yer alan insülin hormonu girişini bloke ederek, hücrelerin insülin hassasiyetini düşürürler.
  • Üreme sistemi sorunları: Sex hormonu üretiminden sorumlu enzimlerin işlevlerini sekteye uğratırlar.
  • Kalp hastalığı: Damarlarda plak oluşumuna neden olurlar.

Diğer taraftan, doğal katı yağlar;

  • Kalp hücrelerinin enerji için kullanmayı tercih ettiği oranda yağ asitleri içerirler.
  • Vücut için elzem olan yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerini taşırlar. Minerallerin absorbe edilmesi için vazgeçilmezdirler.
  • Virüs karşıtı aktivite gösteren maddeler (caprylic asit) içerirler.
  • Kolesterolü düşürücü maddeler (palmitik ve stearik asit) içerirler.
  • Genetik şifrenin korunması için gerekli maddeler ve kansere karşı koruyucu maddeler (butyrik asit) içerirler.

Diyetinize dahil etmenizde büyük fayda olan yağlar;

  • Zeytinyağı
  • Hindistan cevizi ve yağı
  • Yumurta sarısı
  • Fındık, ceviz, badem
  • Avakado
  • Tereyağı
  • Balık ve balık yağı

Leave a comment

Filed under mucizevi besinler, obezite, şeker ve fruktoz

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s