Hindistan Cevizi Yağı ve İnce Bel Arasındaki İlişki Nedir?

Bilim dünyası son 60 yıldır, hayvansal kaynaklı katı yağların kalp hastalığı riskine yol açtığını çığırıp duruyor. Bu durum büyük yiyecek firmalarının cebini çok uzun süre doldurdu çünkü maliyeti çok daha ucuz ve doğada çok daha bol bulunan bitki yağlarını “hidrojene” ederek, tamamen plastik olan margarini tüketicilerin mutfağına sokmayı başardılar. Son yıllarda yapılan pek çok araştırma, yüksek oranda doğal doymuş yağla (tereyağ, hayvan yağları) beslenen toplumlarda kalp hastalığı riskinin aslında oldukça düşük olduğunu gösterdikten sonra; bilim dünyası dikkatini bu sefer doğal olmayan yöntemlerle katılaştırılmış margarinlerdeki “trans yağ” a çekti. Ve anlaşıldı ki, hidrojene edilmek suretiyle katılaştırılan bitkisel yağlarda üretim sırasında oluşan trans yağlar, kalp damarlarını tıkamakla kalmıyor, aynı zamanda vücutta ciddi anlamda oksidasyona neden oluyor. Yani sorun doğal katı yağlarda değil, katılaştırılmış bitki yağlarında yatıyor.

Hindistan cevizi yağı, bitkisel kaynaklı olmasına rağmen “doymuş yağlar” kategorisine giren nadir yağlardan biridir. 24 derecenin altındaki oda ısısında katı, üstünde ise sıvı hale gelir. Hindistan cevizi yağı, ortalama uzunlukta yağ asidi zinciri denilen “medium chain fatty acid- MCFAs”lerden oluşur. Pek çok bitki kaynaklı yağlar ise uzun yağ asidi zincirlerinden yani “long chain fatty acid – LCFAs” lerden oluşur.

Bitkisel kaynaklı yağlarda bulunan uzun zincirli yağ asitleri, aşağıdaki nedenlerden ötürü sağlık için daha sakıncalıdırlar:

  • Uzun zincirli yağ asitlerinin vücutta sindirilmesi ve parçalanması çok daha zordur. Sindirimleri için özel enzimlere ihtiyaç duyarlar.
  • Pankreas, karaciğer ve sindirim sistemine büyük yük getirirler.
  • Vücutta büyük oranda yağ olarak depolanırlar.
  • Oksidasyona uğradıklarında, kan damarlarının çevresinde toplanarak, enflamasyona neden olurlar.

Hindistan cevizinde bulunan orta zincirli yağ asitleri vücut için daha yararlıdır çünkü:

  • Daha kısa olmaları nedeniyle, hücre zarından kolaylıkla geçtiklerinden vücut tarafından daha kolay absorbe edilirler.
  • Sindirimleri daha kolay olduğundan, metabolik rahatsızlığı ya da sindirim sorunu olan kişiler için faydalıdırlar.
  • Doğrudan karaciğere gönderilerek enerji kaynağı olarak kullanıldıklarından, vücudun yağ depolarını arttırmazlar.
  • Metabolizmayı hızlandırarak kilo verilimine yardım ederler.

Pek çok araştırma sonucuna göre  hindistan cevizinde bulunan orta zincirli yağ asitleri, insülin hassiyetini arttırrarak, vücudun yağ depolarını eritirken; bitkisel kaynaklı uzun zincirli yağ asitleri tam tersi etki göstererek yağ depolarının artmasına neden oluyor. Obez erkekler üzerinde yapılan bir deneyde, orta zincirli yağ asitleriyle beslenenen kişilerin uzun zincirli yağ asitleriyle beslenen kişilere oranla daha fazla yağ dokusu kaybettikleri görüldü.

Hindistan cevizi yağı özellikle bel çevresindeki istenmeyen yağları azaltır.

Araştırmacılar, 20 obez erkeği hindistan cevizi yağıyla 4 hafta besledikten sonra, bel çevresi ölçümlerinin önemli oranda (ortalama 2.86 cm) azaldığını gördüler.

Kadınlar üzerinde yapılan benzer 12 haftalık başka bir deneyde ise, günde 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağıyla desteklenen, rejim ve fiziksel aktivite programına dahil edilen kadınların bel ölçüleri, soya yağıyla desteklenen kadınlara oranla daha fazla azalma gösterdi. Bunun yanısıra, hindistan cevizi tüketiminden sonra, kadınların kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesterolü düşerken, iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolleri arttı.

Leave a comment

Filed under mucizevi besinler, obezite

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s