İnsülin Yüksek Kaldığı Sürece Kilo Vermenize Olanak YOK

Acı ama gerçek…pasta-börek-kurabiye demek, vücutta yağ depolamak demek:( Günümüzde milyarlarca dolarlık “diyet endüstrisi” kafayı az yağlı ürünlere takmış durumda ama, işin aslı karbonhidratta yatıyor. Yağı azaltılmış ürünler piyasaya sürmek, ticari açıdan çok daha avantajlıdır çünkü:

– Yağlar çabuk bozulur. Bu nedenle yüksek yağ içeren ürünlerin raf ömrü çok kısadır.

-Yağlar, karbonhidratlara kıyasla çok daha maliyetlidir. Ürünün fiyatını önemli derecede etkilerler.

-Tüketicilere “yağın vücutta yağ yaptığına” inandırmak çok daha kolaydır. İnsan üstünkörü gözle baktığında dünya da düz görünüyor:)

Peki karbonhidrat içeren bir şey yediğimizde vücutta neler olur? 

Sindirim sırasında karbonhidratlı besinler parçalanarak, glukoz adı verilen kan şekerine dönüştürülürler. Yemekten sonra yükselen kan şekerini kontrol altında tutmak için, pankreas insülin hormonu salgılamaya başlar. Bu önemli hormon, vücut hücrelerine kandaki şekeri absorbe etmeleri yönünde sinyal verir. Hücreler, kandan aldıkları şekerin bir kısmını enerji kaynağı olarak hemen kullanırlar, fazlasını da gelecekte kullanmak üzere depo ederler. Kas  hücreleri, ekstra şekeri “glycogen” adı verilen moleküle dönüştürerek depolarlar. Yağ hücreleri de, ekstra şekeri yağ olarak depolarlar. Böylelikle kan şekeri düşmeye başlar.

Kandaki insülin oranı, yenilen yemeklerdeki karbonhidrat oranıyla direk olarak bağlantılıdır. Ne kadar çok karbonhidrat tüketirsek, vücudumuz o kadar çok insülin salgılar. Yenilen karbonhidratın kalitesi ve miktarına bağlı olarak, pankreasın salgılayacağı insülin seviyesi belirlenir. Bu da demek oluyorki, vücudumuzun yağ tutmasının tek nedeni yediğimiz karbonhidratlardır. Çünkü insülin hormonu vücutta yağ depolamak üzere çalışır.

Olay başından sonuna şu şekilde gerçekleşir:

1-      Karbonhidrat içeren bir şeyler yemeyi düşünürsünüz

2-      Vücut insülin salgılamaya başlar (daha yemeden)

3-      İnsülin, yağ depolarından enerji salımını bloke eder çünkü ilk öncelik kan şekerini düşürmektir. (Yüksek kan şekeri tüm organ sistemleri için büyük risk teşkil eder)

4-      İnsülin salgılandıkça ve yağ hücrelerinden enerji açığa çıkarılması engellendikçe,  daha fazla açlık hissetmeye başlarsınız

5-      Ve sonunda karbonhidratlı bir şeyler yemeye başlarsınız

6-      Daha fazla insülin salgılamaya başlarsınız

7-      Yenilen karbonhidratlar, sindirilerek glukoza çevrilir ve kandaki şeker oranı hızla artar

8-      Daha fazla insülin salgılanmaya başlarsınız

9-      Yemekle yenen ve kana karışan yağ molekülleri, enerji kaynağı olarak kullanılmadan, direk olarak yağ depolarına atılır, çünkü ilk öncelik kan şekerini düşürmektir. Kanda serbest dolaşan şeker, vücudun hücreleri tarafından enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere, hücre içlerine alınır. Böylece kandaki şeker düşmeye başlar. Ancak hücreler tarafından alınmayan ekstra şeker, direk olarak yağa çevrilerek yağ depolarına gönderilir

10-   Yağ depoları böylelikle her yemekten sonra biraz daha artar

11-   İnsülin seviyesi düşmediği sürece, yağ hücreleri yağ depolarında saklı tutulmaya devam eder

Bu kısır döngüyü durdurmanın bir yolu var mıdır?

Eğer ekstra yağ depolarımızdan kurtulmak ve zayıflamak istiyorsak, yapmamız gereken ilk öncelikli şey, insülin hormon seviyemizi düşürmekten ibarettir. Bu da sadece ve sadece, karbonhidratlı besinleri diyetten çıkarmak ya da önemli derecede azaltmakla gerçekleşebilir. İnsülin seviyesi sürekli yüksek olduğu sürece vücudun yağ depolarının enerji kaynağı olarak kullanılması sözkonusu olamaz. Eğer bunu yapamazsak, yani tükettiğimiz karbonhidratlı besinler nedeniyle kandaki insülin seviyemiz sürekli yüksek olursa, mevcut yağları yakamamanın yanısıra, aldığımız extra karbonhidratları da yağa çeviririz.

Bu demektir ki, sıfır yağlı karbonhidrat ağırlıklı bir diyetle de beslenseniz kilo alırsınız çünkü ” fazla karbonhidrat her zaman vücutta yağa çevrilir”. Üstelik yağsız diyetler, yağda çözünen vitaminlerden (A, D, E, K)  yoksun kalmanıza da neden olur. Pek çok hormon yağ asitlerinden sentezlendiği için de, hormonal dengesizliklerle baş etmek zorunda kalırsınız. Süpermarket raflarında binlerce yağı azaltılmış ancak nişasta ve yapay şeker oranı arttırılmış yüzlerce “diyet bisküvileri, krakerleri vs.” ler cirit atıyor. Bunların hepsi tüketicinin gözünü boyamak amacıyla piyasaya sürülüyor çünkü “üstünkörü bakıldığında dünya düz görünüyor”. Değil mi?

Leave a comment

Filed under hormonlar, obezite

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s