Pürüssüz Cildin Sırrı Nedir?

Bir insanın sağlığı hakkında fikir edinmenin en kolay yolu cildine bakmaktan geçer. Cildi pırıl pırıl bir insanın hastalık barındırabileceğine pek kimse inanmaz. Eskiden tıbbın bu kadar teknolojik aletlerle yapılmadığı dönemlerde, doktorlar ilk olarak hastaların cildine bakarlarmış. Örneğin; hafif pembemsi renk bir cilt, kanda yüksek oranda oksijen olduğunu ve güçlü kalp ve akciğer sistemine işaret edermiş. Sigara içenlerin, şeker hastalığı ve kalp hastalığı olan kişilerinse cildinde daha az sayıda kılcal damar bulunmasından dolayı, ciltlerinin daha soluk olduğu bilinirmiş.

Çok güçlü antioksidan madde olan karotenin ise cilde hafif sarımsı bir renk vermesi bilinen bir gerçek. Çok miktarda havuç suyu içtiğinizde cildinizin havuç rengine dönmesi, besinler ile cilt arasındaki direk ilişkiyi dramatik bir şekilde gösteriyor.  Havuç gibi gezmek dışında, bu durumun herhangi bir sağlık problemi yaratmadığını söylemekte fayda var. Çünkü havuçtaki ve diğer kırmızı-yeşil-portakal renkli besinlerdeki karoten, bağışıklık sistemini ve üreme sistemini güçlendirerek, kansere yakalanma riskini azaltırlar.

Aşağıdaki organlar, 24 saat boyunca hiç durmaksızın cildi toksik maddelerden arındırmakla uğraşırlar:

  • Karaciğer
  • Böbrekler
  • Adrenaller (Böbreklerin hemen üstünde yer alan hormon bezleri)
  • Tiroit bezi
  • Kalın bağırsak
  • İnce bağırsak

Karaciğer ve böbreklerin ana görevi sürekli kanda dolaşan toksinleri filtre ederek vücuttan atmaktır. Beslenme şeklinin ideal olmadığı zamanlarda ilk zarar gören organlar da onlar olur.

Böbreklerin hemen üstünde yer alan adrenal bezleri ve tirioit bezinin salgıladığı hormonlar sayesinde vücudun üreme, metabolizma, enerji ve stresle başetmeyle ilgili tüm fonksiyonları düzene girer. Bu organlardaki herhangi bir sorun, ilk olarak cilde yansır. Örneğin; kuru, dökülen ve halsiz bir cilt zayıf tiroit işlevinin bir göstergesidir.

Kalın ve ince bağırsaklar ise, vücudun ihtiyacı olan besin maddelerini absorbe etmelerinin yanısıra, toksik maddeleri de vücuttan atmakla görevlidirler. Bağırsak sistemindeki toksik maddeler atılamadığı zamanlarda (örneğin, kronik kabızlık durumunda), cilt kalın bir tabaka haline gelerek, yağlı, lekeli bir görünüm oluşturur. Temiz bağırsak sisteminin ilk göstergesi  temiz görünümlü bir cilttir.

Pürüssüz ve sağlıklı bir cilde ulaşmak için, aşağıdakilerden uzak durmak gerekiyor:

  • Sigara ve alkol
  • Yiyecek katkı maddeleri (yapay tatlandırıcı, yapay renklendiriciler)
  • Trans yağlar (margarinler)
  • İşlenmiş besinler
  • Rafine edilmiş tuz

Yeşil yapraklı sebzeleri (ıspanak, brokoli, karalahana vs) bolca tüketmek de, pürüssüz bir cilt için oldukça faydalıdır.

Hindistan cevizi yağı özellikle sağlıklı tiroit fonksiyonu için yararlı olmasının yanısıra, salata yağları (zeytinyağı, susam yağı, keten tohumu yağı, avakado) da cilt sağlığı için vazgeçilmezdir.

Antioksidan maddeler açısından oldukça zengin olan koyu kırmızı, portakal, sarı ve mor renkli sebze ve meyvalar, mineral açısından da oldukça zengin olmaları nedeniyle cildin en önemli yardımcılarıdır.

Bağırsak sistemini güçlendiren yararlı bakteri içeren fermente edilmiş besinler de(turşu, yoğurt), sindirim enzimlerini arttırarak, bağırsaklardan toksik maddelerin daha hızlı bir şekilde atılmasına yardım ederler.

Duygusal stres, zamanından önce yaşlanma belirtisinin önemli bir nedenidir.

Araştırma sonuçlarına göre, yaşam içinde karşılaşılan stresle etkin bir şekilde baş edebilme kabiliyeti, yaşlanma belirtilerini geciktirmek açısından genetik faktörlerden çok daha etkili. Örneğin, tek yumurta ikizlerinden boşanma stresini yaşamış olanın, evli ya da bekar olanına göre en az 2 yıl daha yaşlı göründüğü görülmüş. Antidepresan kullanımının bu farkı daha da açtığı belirtiliyor.

Son yıllarda hızlı bir şekilde gelişen “epigenetik” bilimi de, beslenme şekli ve stresle başetme yöntemlerinin, genetik şifreyi değiştirdiğini gösteriyor. Örneğin, genetik yatkınlık nedeniyle erken yaşlanma riskini taşısanız bile, hayatınızda yapacağınız basit değişikler sayesinde bu kaderden kurtulma şansınız oldukça fazla.

Doktor Bruce Lipton’un önderliğinde gerçekleştirilen epigenetik araştırmalarının sonuçlarına göre, genetik şifrenin hayata geçirilmesinde insan zihninin ve duyguların çok büyük bir rolü bulunmakta. Daha da ötesi, “pozitif hayata bakış tarzı” geliştirmek sayesinde, yaşlanmanın belirtilerinden önemli oranda uzaklaşmak mümkün. Söylemesi kolay tabi dediğinizi duyar gibi oluyorum:)

Leave a comment

Filed under cilt sağlığı, mucizevi besinler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s