Obezite ve Beyin Hasarı

Neden insanlar obez olur? Neden kilo veremezler? Verseler bile neden geri alırlar? Bu sorular uzun zamandır bilim adamlarının, araştırmacıların, doktorların ve tabiki obezite mağdurlarının kafasını meşgul ediyor. Washington Üniversitesi’nde son zamanlarda yapılan bir araştırma, sorunun beynin “hipotalamus” bölgesinde oluşan hasardan kaynaklanabileceğini öneriyor.

Hipotalamusun işlevi nedir?

Hipotalamus, beynin toplam hacmine kıyasla çok küçük bir yer tutmasına karşın, vücudun “komuta merkezi” olarak çalışır. Vücut sıcaklığı, açlık, susuzluk, yorgunluk, uyku düzenini kontrol eder.

Washington Üniversitesi’nde yapılan bu araştırmada, genetik olarak obez olmaya programlanmış farelere yüksek yağ oranlı bir diyet verildiğinde, beyinlerinin kilo kontrolünden sorumlu bölgelerinde enflamasyon oluştuğu görüldü. (Enflamasyon, vücudun saldırıya gösterdiği doğal bir savunma mekanizmasıdır. Etkilenen bölgede şişkinlik, iltihap oluşumuyla kendini gösterir)

Beyindeki bu değişimin yüksek yağlı diyet nedeniyle mi, yoksa başka bir nedenden ötürü mü oluştuğu henüz kesin olarak bilinmese de, obezitenin beynin “kilo kontrol merkezindeki” yapısal değişiklikle olan bağlantısı kayda değer bulunuyor.

Aynı araştırmanın diğer ayağında da, kiloları normalle obezite arasında değişen 34 kişinin beyinleri MRI taramalarıyla incelendi. Obez kişilerin beyinlerinde, yüksek oranda “glia hücre aktivitesi” tespit edildi. (Glia hücreleri, beynin hasara karşı savunmasında çalışan hücrelerdir). Bu da, farelerde görülen enflamasyona benzer bir hasarın, obez kişilerin beyinlerinde oluşabileceğine işaret ediyor.

Beynin iştah merkezi ve kilo kontrolündeki rolü üzerinde son 15 yıldır pek çok bilimsel araştırma yapıldı. Bu araştırmaların bugün geldiği noktada varılan genel kanı şu: “Bir insanın vücudunda taşıdığı ya da taşıyacağı yağ oranı, biyolojik olarak belirlenir ve vücut bu miktarı korumak için savaşır”. Bu durum, normal kilolu ya da obez insanlar için aynıdır.

Yani sorun yalnızca “nefsi idare edememede ya da disiplin eksikliğinde yatmıyor”. Beynin kilo kontrol merkezindeki yapısal özellikler, kişinin kilo dengesini çok büyük ölçüde belirliyor. Araştırmacıların bundan sonraki hedefleri, bu yapısal değişime neyin ya da nelerin yol açtığını bulabilmek. O zamana kadar bizim yapabileceğimiz şey, doğru beslenme stiline devam etmek.

2 Comments

Filed under beyin sağlığı, obezite

2 responses to “Obezite ve Beyin Hasarı

  1. Filiz Akın

    hipotalanustaki herhangi bir düzensizlik illa doğuştan mı gelir yoksa daha sonra da çeşitli sebeplerle hasar oluşması mümkün mü? eğer mümkünse bunlar neler olabilir? örneğin beyin kanaması gibi bir olay hipotalamusta hasara neden olabilir mi?

    • Çok ender de görülse, bazı insanlar hipatalamusun iştah merkezinde hasarla dünyaya gelirler. Bu nedenle bu kişilerde doğumdan itibaren iştah kontrolü beyin tarafından sağlanamaz. Ancak toplumda görülen obezitenin çok büyük çoğunluğu, hipatalamusta sonradan oluşan bozukluklar nedeniyle ortaya çıkar. Bu bozukluklar, kişinin diyet ve fiziksel aktivite oranına göre değişiklik gösterir. Hipatalamusun iştah merkezini harekete geçiren 2 önemli hormon bu açıdan son derece önemlidir. Vücuttaki yağ hücreleri tarafından salgılanan leptin hormonu, ve insülin hormonu. Bu iki hormon, hipotalamusun iştah merkezine ulaşarak, iştahın durdurulmasi sinyalini verirler. Obez insanlardaki sorun, bu sinyalin hipotalamusa az miktarda ulaşmasi. Bu durumun tıptaki tanımı leptin ve insülin direncidir. Kulağı az duyan kişinin çok yüksek seste müzik dinlemesi gibi, leptin ve insülin direnci olan kişilerin beyin hücreleri, bu hormonların sinyalini duyamaz. Leptin ve insülin hormonu birbirleriyle çok yakından ilişkilidir. Bu nedenle, insülin direnci olan kişilerde leptin direncinin olması beklenir. Leptin direnci, kanda yüksek oranda triglyceride (kanda dolaşan serbest yağ hücreleri) bulunması nedeniyle de artar. Bunun en büyük nedeni de, yüksek oranda basit karbonhidrat ve fruktoz içeren besinlerin tüketilmesidir. Beyine az oranda leptin hormonu ulaşması, kişinin vücudunda subcutaneous fat dediğimiz, deri altı yağ dokularının artmasına neden olur. Beyine az oranda insülin hormonu ulaşması ise, bira göbeği olarak da tanımlayabileceğimiz karın içi yağ dokularının artması sonucunu doğurur. Leptin ve insülin direncinin birarada görüldüğü durumda, vücudun hemen her bölgesi yağlanmaya başlar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s