3,500 Kalori Kuralı

Bugüne kadar herhangi bir diyet programını takip ettiyseniz, “3,500 kalori kuralı“nı duymuş olmalısınız. Duymadıysanız, oldukça basit. Vücuttaki her yarım kilo yağ 3,500 kalori içerir. Günde 500 kalori daha az tüketmek yoluyla (ya da 500 kalori daha fazla harcamak yoluyla), 1 hafta sonunda yarım kilo vücut yağından kurtulmak mümkün. Matematiksel olarak düşünmeyi tercih edenlere….500 kalori x 7 gün= 3,500 kalori= yarım kilo yağ

Üniversitelerin diyetetik bölümlerinde okutulan bu kural aslında gereğinden fazla basit ve iyimser olmakla beraber, ne yazıkki gerçekçi değil…

Bu kuralın savunucularına göre, günde 200 kalori sınırlamakla yılda 10 kilo vermek mümkün. Yani günde sadece 1 elma az yerseniz, yılda 10 kilo verebilirsiniz…mi acaba? Tabiki hayır. Çünkü vücudunuzu her kalori sınırlamasına tabi tuttuğunuzda, metabolizma hızınız gittikçe yavaşlar. Enerji girişi sınırlandırıldığında, vücut sistemleri gündelik işlerini daha yavaş yapmaya başlar ve kalori çıkışı azalır. Bunu tıpkı banka hesabınızdaki para miktarı azaldığında, harcamalarınızı azaltmanıza benzetebilirsiniz.

Haftada 3,500 kalori sınırlaması kuralı işe yaramaz, çünkü bu kural insan vücudunun metabolik gerçeklerini gözönüne almaz.

Metabolizma oranı nasıl belirlenir?

Metabolizma oranınız, vücudunuzun kalori yakma becerisini gösterir. Kas hücreleri, yağ hücrelerine oranla 3 katı daha fazla kalori yakma kapasitesine sahip olduğundan; vücudunuzda ne kadar çok kas hücresi varsa, metabolizmanız o kadar daha hızlı çalışıyor demektir. Kilo vermeye çalışan kişilerin karşılaştıkları en büyük sorun da buradan kaynaklanıyor. Bu kişilerin vücutlarında normalin üstünde yağ dokusu bulunduğundan, metabolizmaları normalin altındaki bir hızda çalışır. Rejim yoluyla kalori alımını sınırlandırmak bu durumu daha da çıkmaza sokar, çünkü metabolizma oranı gittikçe yavaşlar. Aynı miktardaki kiloyu vermek için, daha fazla kalori sınırlamasına gitmek gerekir. Bunu kırmanın tek yolu, “fiziksel aktiviteyi arttırmaktır“. Fiziksel aktivite sadece ekstra kalori yakmaya yaramaz. Fiziksel aktivite sonrasında vücutta yeni kas hücreleri yapıldığından, bu kas hücreleri metabolizma hızını arttırmaya başlarlar.

Fiziksel aktiviteyi arttır deyince, kilo vermeye çalışan pek çok insanın cesaretinin kırıldığına çokça şahit oluyorum. Buna neden olarak, “yeterli zaman bulamadıklarını, ailevi ya da işteki sorumluluklarının buna izin vermediğini, havanın çok sıcak ya da çok soğuk olduğunu, spor merkezlerinin çok uzak ya da çok pahalı olduğunu, canlarının istemediğini….vs” gösteriyorlar. Bu bahanelerin hepsinin geçerli olduğuna katılmakla beraber, ben de onlara “fiziksel aktiviteyi gündelik hayatlarının içine dahil etmeyi denemelerini” tavsiye ediyorum. Yani günde 1 saati sadece bu işe ayırmak yerine, evde ya da işte daha fazla hareket etmenin yollarını aramanın, uzun vadede daha fazla işe yarayacağına inanıyorum. Bu nasıl mümkün olabilir? Kısa mesafeleri yürümekle, asansör yerine merdiven kullanmakla, alışveriş arabası yerine alışveriş sepeti kullanmakla (bu sizi aynı zamanda daha az alışveriş yapmaya teşvik eder), reklam aralarında evin koridorunda olta atmakla, yürüyen merdivenleri yürüyerek çıkmakla gün içinde yeterli miktarda enerji çıkışı yaratabilirsiniz. Bir de bunun üstüne, spor merkezine gider ya da dışarda yürüyüş yaparsanız…kazancınızı, pardon kaybınızı çifte katlarsınız.🙂

Büyük sorunların çözümlerinin harikulade olması gerekmiyor.  Hayatta büyük değişimler, çoğunlukla damlaya damlaya gelir.

Leave a comment

Filed under obezite

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s