Çay…sadınız mı?

Bir fincan çayı bu kadar çekici kılan şey nedir? Yatıştırıcı etkisi mi, fincanın yaydığı sıcaklık mı?

Fincan romantizmini bir kenara koyarsak…. çayda doğal olarak bulunan bileşimlerin sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun zamandır biliniyor.

Tüm çay aynı bitkiden gelir: “Camellia sinensis” Yüzyıllar boyunca bu bitki güneş altında yetiştikçe, içinde “polyphenol” adı verilen antioksidan maddeler barındırmaya başladı.  Pek çok sebze ve meyvada da bulununan antioksidan maddeler, dokularda hasar yaratan molekülleri bulup, yok etmekle görevlidirler. Ancak bu işlem sırasında kendileri de yok olurlar. Vücudun fedaileri!

Çay bitkisi çeşitli  işlemlerden geçtikçe, içeriğindeki antioksidan flavanoid maddeler de değişir. Örneğin, yeşil çayda daha basit antioksidan madde bulunurken, siyah çay daha kompleks çeşitte antioksidan maddeler içerir.

Yeşil, siyah, oolong çay….bunların hepsi aynı çay bitkisinden gelmekle beraber, değişik işlemlerden geçtikten sonra, kendilerine özgü özellikler geliştirirler. Yeşil çay en az fermentasyona uğramış çeşittir. Tek yapılan şey, çay yapraklarını havayla temas etmek suretiyle kurutmaktır. Siyah çay ise en fazla oranda fermentasyona uğrar. Oolong çaysa, ikisinin arasında bir yerde bulunur.

Sıfır kalori içermesi ve de ruhu ısıtmasını bir kenara koyacak olursak, çay tüketimi aşağıdaki şekillerde sağlımıza hizmet eder:

  • İştahı dindirir: Akşamüstü çayının orijini, İngiltere’de 7.Düşes Bedford’un öğle yemeğiyle akşam yemeği arasında iştahını kontrol altına almak için düzenli çay içme alışkanlığından kaynaklanır. İşe yarıyor olsa gerek, hala aynı alışkanlığa devam ediyoruz.
  • Kolesterolü düşürür: Yapılan araştırmalar, çay tüketiminin kötü kolesterol olarak adlandırılan “LDL kolesterolünü” düşürdüğünü gösteriyor. Çaydaki güçlü antioksidan maddelerin bunun nedeni olduğu düşünülüyor.
  • Enfeksiyonlara karşı savunmada vücuda yardım eder: Yeşil ve siyah çayda bulunan antibiyotiklere benzer maddeler, hastalıklara karşı bizi korur.
  • “Halitosis” adı verilen “ağız kokusunu” giderir: Çaydaki polyphenol maddeler, ağız kokusuna neden olan bakterilerin oluşumunu engeller.

Peki “bitkisel çaylar” dan ne haber?

Aynı çay bitkisinden gelmemelerine rağmen, çeşitli bitkilerden elde edilen namı diğer “herbal” çayların da kendilerine özgü faydaları var. Örneğin, “papatya ve nane çayının” enfeksiyonlara karşı mücadeleye destek veren özellikler içerdiği biliniyor. Nane çayının kanser hücrelerinin büyümesini engelleyen antioksidan maddeler içermesi özellikle dikkate değer. Kuşburnu çayı üzerinde yapılan klinik deneylerde, 6 hafta boyunca günde 3 fincan kuşburnu çayı içen kişilerin kan basıncında düşme görüldü.

Mükemmel bir fincan çay içmenin püf noktaları nelerdir?

  • Çaydanlığınızı her seferinde taze soğuk sudan kaynatılmış suyla doldurun. Kettle’ın içinde önceden kalan suyu kullanmayın, çünkü çay aromasının çay bitikisinden ayrışmasını sağlayan “oksijen” dir. Beklemiş suda fazla oksijen bulunmaz.
  • Yeşil çay yaparken, kaynamış suyun içine yeşil çayı koyup sadece “3-4 dakika” bekletin. Daha fazla bekletirseniz, antioksidan maddelerden fazla fayda sağlayamazsınız, aynı zamanda çayın tadı acımtrak olur.
  • Çay poşeti kullanıyorsanız, kullanımdan sonra poşetleri sıkmayın. Böyle yaparsanız, aromayı bozan acı taninleri açığa çıkarmış olursunuz.

Şimdi afiyetle içebilirsiniz.🙂

Leave a comment

Filed under mucizevi besinler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s