Obezite ve Şeker Hastalığı Arasındaki Bağlantı:Leptin

Özellikle son yıllarda tırmanışta olan popüler ikili bu…”obezite ve 2.tip şeker hastalığı“. Genel kanıya göre, eğer bir insan çok şeker yiyorsa önce şişmanlayacağı, sonra da şeker hastalığına yakalanacağı düşünülür. Eğer yakalanmazsa, kişinin vücudunun yeterince insülin hormonu ürettiği, bu yüzden de kan şekerinin tehlikeli şekilde yükselmediği sonucuna varılır….dı. Son yıllarda şeker hastalığı üzerine yapılan araştırmalar, obezite ve şeker hastalığı bağlantısında eksik olan önemli bir parçayı keşfetti. LEPTİN.

Leptin nedir?

Leptin, vücuttaki yağ hücreleri tarafından salgılanan bir hormondur. Leptin’in 2 fonksiyonu bulunur:

  • Yiyecek tüketimini sınırlandırmak. Bunu, beyindeki iştah merkezlerine “dur” sinyalini vererek yapar.
  • Vücudun yağ depolarını kontrol etmek. Yağ depoları belli miktarın üzerine çıktığı zaman, leptin hormonu üretimi artarak, beyine kalori alımına son verilmesi sinyali gider.

Normal şartlar altında leptin’in görevi, “iştahı azaltmak ve yağ yakımını” başlatmaktır. Düşük leptin salgılanması (açlık durumunda), beyine daha fazla besin tüketilmesi sinyalini vererek, yağ depolarının arttırılması sonucunu getirir.

Leptin hormon seviyeleri, yeme işlemine başladıktan andan itibaren yükselişe geçerek, belli bir noktada beyindeki iştah merkezini kapatır. Bu da yemeye son verilmesi sonucunu getirir. (En azından teoride…)

Normal şartlarda, sağlıklı bir bedende, aç karnına alınan kan testinde düşük seviyede leptin bulunması beklenir. Eğer aksi görülürse, yani leptin seviyesi yüksek olursa, “leptin direnci” teşhisi konulur. Bu da beynin bazı bölgelerine leptin sinyalinin çok az ulaştığını gösterir.

Beynin iştah merkezine ulaşabilen düşük orandaki leptin hormonu, beyni sürekli “” konumda tutarak, vücudun artan miktarda yağ deposu oluşturmasına yol açar. Artan yağ depoları daha da fazla leptin salgılanmasına yol açmakla beraber, obeziteyi de beraberinde getirir.

Leptin direnci, bu anlamda şeker hastalığında görülen “insülin direncine” çok benzer. Aç karnına alınan kanda yüksek oranda insülin bulunması, vücudun bazı dokularının insüline cevap vermediğini ve pankreasın bunu kırmak için artan miktarda insülin ürettiğini gösterir.

İnsülin direnci “karaciğer, kas hücreleri ve yağ hücrelerinde” aşağıdaki sırada gerçekleşir.

  • Karaciğer hücreleri insüline direnç gösterdiklerinde, sürekli şeker üretmeye başlayarak, kan şekerini yükseltirler.
  • Kas hücreleri insüline direnç göstermeye başladıklarında, hücreler kandaki şekeri enerji kaynağı olarak kullanamazlar. Bu da kan şekerini yüksek tutar.
  • Bu durumda kan şekerini düşürme görevi yağ hücrelerine düşer. Yağ hücreleri insülin sinyali geldiği sürece, kandaki şekeri yağa çevirerek vücutta depolamaya devam eder. Bu durum,kısa vadede kan şekerini kontrol altına alarak, kişinin şeker hastası olmasını engeller. Ancak bu durum obeziteyi de beraberine getirir.
  • Yağ hücreleri de bir noktadan sonra insülin hormonuna direnç göstermeye başladığında, yani kandaki şekeri kabul edecek  hücre dokusu kalmadığında, şeker hastalığı teşhisi konulur.

Leptin direnci oluştuğunda, beynin iştah merkezi sürekli açık tutulduğundan, vücut sürekli yağ depolamaya devam eder. Bu da özellikle karın bölgesindeki yağ depolarını arttırır. Bu bölgede artan yağlanma, karaciğerin fonksiyonlarını engelleyerek, karaciğerin insülin hormonuna karşı direnç oluşturmasına neden olur. İnsüline cevap vermeyen karaciğer, sürekli şeker üretmeye devam ederek, kan şekerinin yükselmesine yol açar. Bu da beraberinde şeker hastalığını getirir. Bunlar yetmiyormuş gibi, kanda yüksek oranda leptin dolaşması, kanın pıhtılaşmasına neden olarak, kan damarlarının daralmasına neden olur. Bu da kalp riskini arttırır.

Leptin ve insülin direncini kırmak için ne yapmak gerekir?

Fiziksel egzersiz, vücut dokularının bu hormonlara karşı geliştirdiği direncin kırılmasında en önemli etkendir. Egzersiz sırasında kas hücreleri insülin hormonunu daha kolay kabul ettiklerinden, eksta kalorilerin yağ olarak depolanmasının önüne geçilir. Azalan yağ depoları daha az miktarda leptin salgılanmasını sağlayarak, beynin leptine karşı daha fazla hassas olmasına yardımcı olur. Böylece beyindeki iştah merkezleri daha aktif çalışır.

Leave a comment

Filed under hormonlar, obezite, şeker hastalığı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s